M artı D Mimarlık’ta öncelik doğal ve kültürel değerler

Geleceği ve doğayı göz ardı etmeden geliştirdiği projelerle başarılı projelere imza atan M artı D Mimarlık’ın hedefi yaşanılan ortamı ‘mutlu’ kılabilmek… M artı D Mimarlık Kurucu Ortağı Metin Kılıç, Türkiye’de son dönemde çok fazla konut, alışveriş merkezi ve turizm tesisi hayata geçirildiğini vurgulayarak, projelerin tekil olarak değil bir bütünün parçası şeklinde ele alınması gerektiğini söyledi.

M artı D Mimarlık’ta öncelik doğal ve  kültürel değerler

İzmir’de 1987 yılında kurulan M artı D Mimarlık, yapı pratiği ve akademik ortam deneyimlerinin öngörüleri ile onut, ticaret, sağlık, eğitim binaları gibi çeşitli konularda ve kentsel tasarım gibi farklı ölçeklerde projeler üretiyor. Mimar Metin Kılıç ve Dürrin Süer ortaklığı ile kurulan M artı D Mimarlık’ta başarının sırrı ‘heyecanı kaybetmemek’ten geçiyor. Pek çok başarılı projeye imza atan M artı D Mimarlık kurucu ortağı Metin Kılıç, projelerini, deneyimlerini, sektör ile ilgili düşüncelerini İnşaat Noktası okurlarıyla paylaştı

Öncelikle sizi tanıyalım…

M artı D Mimarlık kurucu ortağı ve mimarım. Lise eğitimimi İzmir Atatürk Lisesi,  üniversite eğitimimi Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde tamamladım. Mimarlık hizmetlerini farklı ölçek ve fonksiyonlarda projeler üreterek tasarım ağırlıklı olarak yürütüyorum. 

Ofisinizi hayata geçirme süreciniz nasıl oldu?

1985 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra iki yıl ücretli  mimar olarak  Bedri Selay'ın ofisinde çalıştım. O dönem Türkiye'de konut kooperatifçiliği aracılığıyla çok sayıda konut yapılıyordu. Çalıştığım ofisin iş yoğunluğu kooperatiflerin hem tasarım hem uygulamasını yapmaktı. Yeni mezun bir mimar olarak iyi bir tecrübe ortamı oldu benim için. Daha sonra serbest çalışmaya başladım. İlk ofisimde inşaat mühendisi  Mahir Keçik'le birlikte çalıştık. O dönem de ağırlıklı 'yapsat' işleri yapan müteahhitler için apartman projeleri, yazlık konutlar gibi işler yaptım. 1994 yılında  Dürrin Süer'le birlikte M artı D Mimarlık'ı kurduk. Kamu ve özel sektöre projeler yapıyoruz.


Bugüne kadar hangi projelere imza attınız?

Meslek yaşamımın başlarında konut  projeleri ağırlıklıydı. Olive Park Evleri, Asma Bahçeler, Vitalya konut bloğu gibi işlerle konut projeleri  her zaman gündemde oluyor. Bunun yanı sıra,  sağlık yapıları- ortopedi, kalp gibi dal hastaneleriyle genel hastane projeleri,  OİB, İAOSB Teknik Lisesi gibi  eğitim yapıları, Urla Kent Meydan- Çarşısı, Bayraklı Kıyı Tasarımı gibi kentsel tasarım projelerini gerçekleştirdik.  

Sizi en çok heyecanlandıran projeniz neydi?

Her projeye benzer heyecanla yaklaşıyoruz ama bazı projeler sürecin yürütülmesi, sonucun niteliği ya da farklı nedenlerle ayrı bir pozisyonda olabiliyor. Örneğin OİB Otomotiv Teknik Lise projesi. Bir sosyal sorumluluk projesi olarak Uludağ İhracatçı Birlikleri Otomotiv İhracatçıları Birliği'nin ara eleman yetişmesine katkıda bulunmak ve teşvik etmek amacıyla yaptırıp MEB'e bağışladığı bir yapı. Projesi davetli bir yarışma sonucunda elde edildi. Hemen uygulamasına başlandı. Hem işine sahip çıkan hem mimara/müellife değer veren bir işverendi. Proje ulusal mimarlık ödülü aldı. 


Aynı şekilde Olive Park Evleri, kapalı sitelerin İzmir'deki ilk örneklerinden olduğunu söyleyebilirim. Yabancı sermayeli bir gayrimenkul yatırım firmasına projeyi hazırlamıştık. Uygulamasını da biz yaptık. 30 evden oluşan sitede her ev farklı plan şemasında, ortak bir kimlikte tasarlandı. Hem tasarım hem inşaat çok kısa zamanda, bu nedenle çok  yoğun bir çalışmayla  gerçekleşti. 

Ofisinizin felsefesi nedir?

Tasarım yaptığınız zaman yere müdahale ediyor yeri  dönüştürüyorsunuz. 'Yer' bu sebeple bizim için önemli… Yerin verilerini hem fiziksel hem sosyal yani yaşama ait verileri önemsiyoruz.. Tüm bunlara karşı tavrın  yansıması oluyor tasarım diye düşünüyorum. Bizim tavrımız durumu, yeri anlamak ve ona temkinli yaklaşmak şeklinde oluyor diyebiliriz. 

Tasarımlarınızda vazgeçilmez unsur nedir?

Tasarlarken uygulanabilir olma halini önemsiyoruz. Basit, yalın çözümler yapmaya çalışıyoruz. Rasyonel bir tavrımızın olduğunu düşünüyorum.

İşinizin zorlukları ve güzelliklerine değinecek olursak, bu konuda ne söylemek istersiniz?

İşin zor ve can sıkıcı yönleri, işveren tarafından projeye yapılan müdahaleler ki bu çoğunlukla niteliği veya kullanımı geliştirici  değil, daha fazla kapalı alan elde etmek amaçlı olmakta... Mimarlığı metrekare üzerinden değerlendirmek... Halbuki tasarımın kalitesi işin değerini daha da arttırıyor ama buna ikna etmek için çok çabalamak gerekiyor.
Ayrıca özellikle kamu yapılarında inşaat sürecinde yüklenicilerin müdahaleleri... Mimarın müellif olarak kontrol mekanizması içinde yer almaması, yüklenicinin projeyi uygulama konusundaki bilgisi ve hassasiyeti nitelikli bir üretimde belirleyici olmakta. Aynı emek, zaman ve para harcanıyor ama bazen sonuç can sıkıcı oluyor. İnsanların yaşadıkları ortamdan mutlu olmaları ve bu konudaki geri dönüşler ise hoş tarafı diyebilirim.

Türkiye'de mimarlık sektörü hakkındaki düşünceleriniz neler?

Mimarlıkla yaşanılan ortamı kurgulamış oluyorsunuz. Tek yapı ölçeğinde ele aldığınızda deprem, yalıtım, ısıtma gibi teknik sorunları barındırmayan, yaşantıyla uyumlu bir tasarım gerçekleştirseniz bile, yeterli değil. Tekil her yapı kullanım amacını yerine getiriyor olsa bile yapıların bir araya gelişleri nasıl oluyor... Yerleşim alanlarında kentsel kararlarda insan, doğal, tarihi çevre, birbirleriyle ilişkileri göz ardı ediliyor veya yıkıma neden oluyorsa yaşanılacak ortamlar kuramıyoruz demek. Son yıllarda Türkiye'de yaşanan durum ise inşaat, yapı üretiminin sağladığı bir ekonomik yükselme ile çok sayıda konut, alışveriş merkezi, turizm tesisi elde etmek oldu. Bu pek çok doğal, tarihi değeri harcayarak gerçekleştirildi ve devam etmekte… Birbirinden yalıtılmış kent parçaları kuruluyor. 'Şık' 'görsel albenisi' yüksek tasarımlar olsa bile arz olunan bu projeler sorunlu doğuyor.

Bir mimarın olmazsa olmaz özellikleri nelerdir?

Genel belirleyici bir özellik var mıdır bilmiyorum ama mimarların pek çok konuya, yaşama karşı ilgili, gezmeyi, görmeyi, öğrenmeyi sevmelerinin tasarladıklarına etkisi olmalı diye düşünüyorum.

Genç mimar / iç mimar adaylarına neler söylemek istersiniz?

Mimarlık bir meslek - iş olma durumunun ötesinde yaşama kültürünü etkileyen bir uğraş. Yaşama karşı daha duyarlı, ilgili olmak gerekli. Bilgi sahibi olmak, çalışmak çabalamak lazım.

Son zamanlardaki tasarım trendleri neler?

Tasarım trendi demek yerine tasarım kararları, yaklaşımları üzerinde düşünmek geleceği, doğayı, kültürel çevreyi göz ardı etmeyen yaklaşımlar geliştirmek gerekli...

Haber / GÜLÇİN SEZEN KARAEGEMEN SOYLU

insaatnoktasi.com bir iştiraki ve ticari markasıdır.